''Bu
toprak hepimizi doyurur, yeter ki yanlış kullanma, yeter ki onun kaynaklarını
doğru ve ilkeli kullan, kirletme, tüketme, sömürme!!.
Bu
günkü yazımızın ana fikri başlığındaki geçmiş zamanı belirten ‘idi’
ekini kaldırabilmenin gerekliliği olan sürdürülebilir tarımın temel
ilkelerini ortaya koymak.
Günümüzdeki
tanımı ile EKOLOJİK tarım nedir? Sürdürülebilir olarak da adlandırabileceğimiz
bu tarz; toprağın, suyun ve havanın temiz, canlı ve üretken kalması
esasına dayalı, çevreyi kirletmeden, doğal kaynakları yanlış kullanarak
tüketmeden, doğadan geleni yine doğaya kazandırarak, ve yine doğadan
gelen zararlı ile doğadan gelen yararlılarla mücadele ederek tarım
yapmaktır. Zehir esaslı kimyasal ilaçlama ve sentetik kimyasal gübreleme
yerine, doğal kaynaklı toprak ve bitki besleme yöntemleri, yine doğal
kaynaklı mücadele yöntemleri ile;kısa zamanda çok ama sağlıksız
ürünler almak adına toprağı ve doğal kaynaklarımızı yok etmek yerine; sağlıklı
besin, verimli topraklar, sürekli, dengeli ve bereketli ürün için tarım
yapmaktır. Ancak bu yöntemlerle ekolojik, dengeli, yararlı bakteri
ve böceklerce zengin, yaşayan, canlı toprak varlığını korumaya ve
biz çiftçilere emeğimizin karşılığını vermeye devam edebilir.
Aslına
bakarsanız bu gün orta yaşlarında olan; babadan atadan çiftçi tüm dostlarımız, günümüzde
yeni bir şeymiş gibi önümüze konan bu yöntemin zaten iyi bildiğimiz, çocukluk
ve gençlik yıllarımızda içinde yaşayıp büyüdüğümüz, ama zaman içinde
kolay ve çok kazanmak uğruna terk edip unuttuğumuz yöntem olduğunu
göreceklerdir. Bu günkü farkı daha bilimsel,yani kara düzen değil de
profesyonel bir yaklaşımla bilgiye, kayıt tutmaya, teknolojiden doğru
biçimde yararlanarak topraklarımızı, üretimimizi ve kazancımızı yönetmek
gerektiğini gösteriyor.
Ekolojik
tarıma geçerken esaslar nelerdir?
Topraklarımızı yeniden bio-dinamik (mikro organizmalarca
zengin), yaşayan (içinde canlıların yaşayabildiği), temiz (kimyasal
birikmelerle kirlenmemiş), bereketli (zehirlerle verimliliği yok edilmemiş) hale
getirebilmek için islah edip canlandıracağız.
Su kaynaklarımızı doğru kullanacağız. Kimyasal
gübrelerin ve zehirli tarım ilaçlarının, özellikle bilinçsizce kullanımının
kirlettiği sularımızın temizlenmesi ve islahı için ,sağlıklı ve temiz
su için, bu güne kadar yaptığımız hatalardan vazgeçmeli, bilgisizlikten
dolayı israr eden arkadaşlarımızı uyarmalı, eğitmeliyiz.
Bitki türlerinin seçiminde ve islahında
yöremizin toprak, su, iklim yapısının; arazimizin coğrafyasının hatta
tarihinin gerektirdiği türleri seçmeliyiz. Doğanın fiziksel dinamiğini
değiştiremez, onun kanunlarının önünde duramazsınız. Doğayı dinlemeli, kurallarını
bilip anlamalı, geleneğini öğrenmeli ve ona göre bitki ve tür seçip
tarım yapmalıyız. Yoksa hem toprağımız hem de biz kaybederiz.
Kullandığınız
enerjinin (elektrik, mazot, su) parasını ödediğiniz için size ait olduğunu
ve bunun yanında istediğiniz gibi harcayabileceğinizi düşünmeyin.Üretime dönüştüremediğiniz
su, elektrik, mazot sadece sizin cebinizi yakmakla kalmaz. Dünyanın
ve gelecek nesillerin ihtiyacı olan kaynakları boşa harcamamalısınız .Enerji
kaynaklarının doğru ve gereği kadar kullanımı, hatta mümkünse yenilenebilir
enerji kaynakları yaratmak ekolojik tarımın en önde gelen kuralıdır (bu
konuda devlet politikasını oluşturmak için sivil örgütlenmelere
görev düşüyor).
Ekolojik tarım genetiğiyle oynanmış
tohum teknolojisine karşıdır.Görüyoruz ki genleri ile oynanmış türlerin
tarımda devreye girmesi ile biyolojik çeşitlilik azalmakta ve dünyanın
eko-sistemi de zarar görmektedir Ayrıca bu durum tohumda bağımlılığı
beraberinde arttırarak çiftçinin ekolojik tarımdaki üretimde çeşitlilik
ve zihinsel zenginlik hakkını da büyük ölçüde zedelemekte.Bu konunun
çok ayrı platformlarda ve çok ciddi bilimsel tartışılması gerektiğini
düşünüyorum.Tarımın ve dünyanın geleceği ile ilgili en önemli konu
olduğuna ayrıca inanıyorum.
Ekolojik
tarımda hayvancılık olmazsa olmazdır ki, başlı başına bir seminer
konusu. Ancak ülkemizde hayvancılığın gelişmesinin ekolojik tarıma, ekolojik
tarımın gelişmesinin de hayvancılığa bağlı olduğunu kesinlikle biliyor
ve konuyla ilgilenen herkesin de en öncelikli olarak bilmesi ve
görmesi gerekenin bu olduğunu düşünüyorum.
Tarımsal üretimde verimliliğin, kazancın, sürdürülebilirliğin
tek çıkış yolu ekolojik (biyolojik, doğal) olarak doğru olanın ekonomik
olarak da en doğru olduğunu çiftçilerimizin artık görmeleri ve gereğini
yerine getirmeleridir. Sadece biraz daha fazla çalışmak gerekli. Çiftçi
toprağını altı ve üstü ile, mikroorganizmaları, kurtları, solucanları, bitki
ve böcekleri, kelebeği arısı kuşu ile bir bütün olarak ele almalı
ve sevgisiyle zihinsel bedensel gücünü birleştirerek çalışmalıdır.
Ekolojik
tarım yöntemleri ürün kaybına sebep olur mu?
Az önce sıraladığımız doğru ürün seçimi,
doğru yöntem, bitki çeşitliliği, biyolojik atıkların değerlendirildiği
dönüşüm düzeni ile ekolojik tarımın biraz daha emek yoğun ancak
girdi maliyetleri düşük olduğunu, uyum döneminde bazı riskler taşısa
da bu risklerin yaratacağı zararın çok daha fazlasını yaratan zehirli
tarımla mukayese edilemeyeceğini düşünüyorum. Gereken şey doğanın
başlı başına bir bilim olduğunu görmek ve inanmak, ihtiyacınız olan
bilgiye ulaşmak ve öğrenmek, kendi iç disiplininizi kurmak ve geliştirmek, bilginizi
paylaşmak ve çok çalışmaktır.
Dünya nüfusu ile çarpıp böldüğümüzde
çok sınırlı su, toprak, orman kaynağımız var. Eğer tüm bu kaynakları
ilkesizce ve bencilce sadece kişisel kazançlarımız uğruna tüketirsek: belki
para üretebiliriz. Ancak tükettiğimiz her şey topraktan geldi. Teknoloji
ve sanayileşme ile birlikte toprakla alışverişini unutan insanoğlu
doğal döngünün kurallarına karşı çıktı. Kimyasal ilaçlar, sanayi
atıkları, asit yağmurları, önce toprağın sonra da üzerinde yaşayan
canlıların sağlığını etkiledi. Toprak istesek de istemesek de bütün
elementlerini birleştirip gıdamızı sundu bize. Bizse hem ilişkiyi
bozuyor hem de daha fazlasını istiyoruz. Sonra da bozulan döngüleri
onarabilmek için yeni metotlar geliştirmeye çabalıyoruz. Bozulan
döngülerin kendisini onarabilmesi, sadece ekolojik tarımla da mümkün
değildir. Toprak ana ile yeniden ilişki kurmak ve bu ilişkiyi sağlamlaştırmak
için; toprak, hava, su, ateş ve yerkürenin bütün elementleri ile yeniden
dengeli ilişki kurmalıyız. Onlara hayatımızda doğru yeri verdiğimizde
bozulan doğal döngüler kendilerini onarabilirler. Ekolojik tarım
ise, arkasında yaşama saygılı, sosyal değerler ve dengeli ekolojik
yaşamlar olduğu zaman doğru bir üretim şekli olarak hayatımıza girebilir.
Değerli
çiftçi dostlar, uzman yada mühendis değilim. Toprağa gönül verip ekolojik
tarıma başladığım sekiz yıldan bu yana inandığım ve bilgilenmeye çalıştığım
bir konuda edindiğim birikimleri kısa başlıklar halinde sizlerle de paylaşmaya
çalıştım. Önümüzdeki zamanlarda konunun ülkemizdeki ve dünyadaki gelişmeleri, yönetmelik
ve esasları üzerinde duracağımız yazılarla ilgili çiftçi arkadaşlarımızı
bilgilendirmeyi sürdüreceğiz.
Sizlere cesaret ve umuda ihtiyacım olduğu
her zaman başvurduğum Atatürk’ün sözleri ile; şimdilik iyiliklerle kalın
demek istiyorum.
. .
‘’Ülkemiz,iki şeyin vatanıdır; biri çiftçi, öteki asker! Biz çok iyi çiftçi, çok
iyi asker yetiştiren bir ülkeyiz: iyi çiftçi yetiştirdik, çünkü topraklarımız
çoktur, iyi asker yetiştirdik, çünkü bu topraklara göz koyan düşmanımız
fazladır.’’