yakında! mail gönder Anasayfa
Hakkımızda
Ürünler
Belgeler
Faaliyetler
Satış
Haberler
iletişim
 

 ...Felsefemiz...


Felsefemiz
 
''Bu toprak hepimizi doyurur, yeter ki yanlış kullanma, yeter ki onun kaynaklarını doğru ve ilkeli kullan, kirletme, tüketme, sömürme!!.
felsefe
Bu günkü yazımızın ana fikri başlığındaki geçmiş zamanı belirten ‘idi’ ekini kaldırabilmenin gerekliliği olan sürdürülebilir tarımın temel ilkelerini ortaya koymak.

Günümüzdeki tanımı ile EKOLOJİK tarım nedir? Sürdürülebilir olarak da adlandırabileceğimiz bu tarz; toprağın, suyun ve havanın temiz, canlı ve üretken kalması esasına dayalı, çevreyi kirletmeden, doğal kaynakları yanlış kullanarak tüketmeden, doğadan geleni yine doğaya kazandırarak, ve yine doğadan gelen zararlı ile doğadan gelen yararlılarla mücadele ederek tarım yapmaktır. Zehir esaslı kimyasal ilaçlama ve sentetik kimyasal gübreleme yerine, doğal kaynaklı toprak ve bitki besleme yöntemleri, yine doğal kaynaklı mücadele yöntemleri ile;kısa zamanda çok ama sağlıksız ürünler almak adına toprağı ve doğal kaynaklarımızı yok etmek yerine; sağlıklı besin, verimli topraklar, sürekli, dengeli ve bereketli ürün için tarım yapmaktır. Ancak bu yöntemlerle ekolojik, dengeli, yararlı bakteri ve böceklerce zengin, yaşayan, canlı toprak varlığını korumaya ve biz çiftçilere emeğimizin karşılığını vermeye devam edebilir.

 

Aslına bakarsanız bu gün orta yaşlarında olan; babadan atadan çiftçi tüm dostlarımız, günümüzde yeni bir şeymiş gibi önümüze konan bu yöntemin zaten iyi bildiğimiz, çocukluk ve gençlik yıllarımızda içinde yaşayıp büyüdüğümüz, ama zaman içinde kolay ve çok kazanmak uğruna terk edip unuttuğumuz yöntem olduğunu göreceklerdir. Bu günkü farkı daha bilimsel,yani kara düzen değil de profesyonel bir yaklaşımla bilgiye, kayıt tutmaya, teknolojiden doğru biçimde yararlanarak topraklarımızı, üretimimizi ve kazancımızı yönetmek gerektiğini gösteriyor.

   

Ekolojik tarıma geçerken esaslar nelerdir?

Topraklarımızı yeniden bio-dinamik (mikro organizmalarca zengin), yaşayan (içinde canlıların yaşayabildiği), temiz (kimyasal birikmelerle kirlenmemiş), bereketli (zehirlerle verimliliği yok edilmemiş) hale getirebilmek için islah edip canlandıracağız.

Su kaynaklarımızı doğru kullanacağız. Kimyasal gübrelerin ve zehirli tarım ilaçlarının, özellikle bilinçsizce kullanımının kirlettiği sularımızın temizlenmesi ve islahı için ,sağlıklı ve temiz su için, bu güne kadar yaptığımız hatalardan vazgeçmeli, bilgisizlikten dolayı israr eden arkadaşlarımızı uyarmalı, eğitmeliyiz.

Bitki türlerinin seçiminde ve islahında yöremizin toprak, su, iklim yapısının; arazimizin coğrafyasının hatta tarihinin gerektirdiği türleri seçmeliyiz. Doğanın fiziksel dinamiğini değiştiremez, onun kanunlarının önünde duramazsınız. Doğayı dinlemeli, kurallarını bilip anlamalı, geleneğini öğrenmeli ve ona göre bitki ve tür seçip tarım yapmalıyız. Yoksa hem toprağımız hem de biz kaybederiz.

 

Kullandığınız enerjinin (elektrik, mazot, su) parasını ödediğiniz için size ait olduğunu ve bunun yanında istediğiniz gibi harcayabileceğinizi düşünmeyin.Üretime dönüştüremediğiniz su, elektrik, mazot sadece sizin cebinizi yakmakla kalmaz. Dünyanın ve gelecek nesillerin ihtiyacı olan kaynakları boşa harcamamalısınız .Enerji kaynaklarının doğru ve gereği kadar kullanımı, hatta mümkünse yenilenebilir enerji kaynakları yaratmak ekolojik tarımın en önde gelen kuralıdır (bu konuda devlet politikasını oluşturmak için sivil örgütlenmelere görev düşüyor).

Ekolojik tarım genetiğiyle oynanmış tohum teknolojisine karşıdır.Görüyoruz ki genleri ile oynanmış türlerin tarımda devreye girmesi ile biyolojik çeşitlilik azalmakta ve dünyanın eko-sistemi de zarar görmektedir Ayrıca bu durum tohumda bağımlılığı beraberinde arttırarak çiftçinin ekolojik tarımdaki üretimde çeşitlilik ve zihinsel zenginlik hakkını da büyük ölçüde zedelemekte.Bu konunun çok ayrı platformlarda ve çok ciddi bilimsel tartışılması gerektiğini düşünüyorum.Tarımın ve dünyanın geleceği ile ilgili en önemli konu olduğuna ayrıca inanıyorum.

Ekolojik tarımda hayvancılık olmazsa olmazdır ki, başlı başına bir seminer konusu. Ancak ülkemizde hayvancılığın gelişmesinin ekolojik tarıma, ekolojik tarımın gelişmesinin de hayvancılığa bağlı olduğunu kesinlikle biliyor ve konuyla ilgilenen herkesin de en öncelikli olarak bilmesi ve görmesi gerekenin bu olduğunu düşünüyorum.

Tarımsal üretimde verimliliğin, kazancın, sürdürülebilirliğin tek çıkış yolu ekolojik (biyolojik, doğal) olarak doğru olanın ekonomik olarak da en doğru olduğunu çiftçilerimizin artık görmeleri ve gereğini yerine getirmeleridir. Sadece biraz daha fazla çalışmak gerekli. Çiftçi toprağını altı ve üstü ile, mikroorganizmaları, kurtları, solucanları, bitki ve böcekleri, kelebeği arısı kuşu ile bir bütün olarak ele almalı ve sevgisiyle zihinsel bedensel gücünü birleştirerek çalışmalıdır.

 

 
flowers
 

Ekolojik tarım yöntemleri ürün kaybına sebep olur mu?

Az önce sıraladığımız doğru ürün seçimi, doğru yöntem, bitki çeşitliliği, biyolojik atıkların değerlendirildiği dönüşüm düzeni ile ekolojik tarımın biraz daha emek yoğun ancak girdi maliyetleri düşük olduğunu, uyum döneminde bazı riskler taşısa da bu risklerin yaratacağı zararın çok daha fazlasını yaratan zehirli tarımla mukayese edilemeyeceğini düşünüyorum. Gereken şey doğanın başlı başına bir bilim olduğunu görmek ve inanmak, ihtiyacınız olan bilgiye ulaşmak ve öğrenmek, kendi iç disiplininizi kurmak ve geliştirmek, bilginizi paylaşmak ve çok çalışmaktır.

Dünya nüfusu ile çarpıp böldüğümüzde çok sınırlı su, toprak, orman kaynağımız var. Eğer tüm bu kaynakları ilkesizce ve bencilce sadece kişisel kazançlarımız uğruna tüketirsek: belki para üretebiliriz. Ancak tükettiğimiz her şey topraktan geldi. Teknoloji ve sanayileşme ile birlikte toprakla alışverişini unutan insanoğlu doğal döngünün kurallarına karşı çıktı. Kimyasal ilaçlar, sanayi atıkları, asit yağmurları, önce toprağın sonra da üzerinde yaşayan canlıların sağlığını etkiledi. Toprak istesek de istemesek de bütün elementlerini birleştirip gıdamızı sundu bize. Bizse hem ilişkiyi bozuyor hem de daha fazlasını istiyoruz. Sonra da bozulan döngüleri onarabilmek için yeni metotlar geliştirmeye çabalıyoruz. Bozulan döngülerin kendisini onarabilmesi, sadece ekolojik tarımla da mümkün değildir. Toprak ana ile yeniden ilişki kurmak ve bu ilişkiyi sağlamlaştırmak için; toprak, hava, su, ateş ve yerkürenin bütün elementleri ile yeniden dengeli ilişki kurmalıyız. Onlara hayatımızda doğru yeri verdiğimizde bozulan doğal döngüler kendilerini onarabilirler. Ekolojik tarım ise, arkasında yaşama saygılı, sosyal değerler ve dengeli ekolojik yaşamlar olduğu zaman doğru bir üretim şekli olarak hayatımıza girebilir.

kayısı

 

Değerli çiftçi dostlar, uzman yada mühendis değilim. Toprağa gönül verip ekolojik tarıma başladığım sekiz yıldan bu yana inandığım ve bilgilenmeye çalıştığım bir konuda edindiğim birikimleri kısa başlıklar halinde sizlerle de paylaşmaya çalıştım. Önümüzdeki zamanlarda konunun ülkemizdeki ve dünyadaki gelişmeleri, yönetmelik ve esasları üzerinde duracağımız yazılarla ilgili çiftçi arkadaşlarımızı bilgilendirmeyi sürdüreceğiz.

Sizlere cesaret ve umuda ihtiyacım olduğu her zaman başvurduğum Atatürk’ün sözleri ile; şimdilik iyiliklerle kalın demek istiyorum.

. . ‘’Ülkemiz,iki şeyin vatanıdır; biri çiftçi, öteki asker! Biz çok iyi çiftçi, çok iyi asker yetiştiren bir ülkeyiz: iyi çiftçi yetiştirdik, çünkü topraklarımız çoktur, iyi asker yetiştirdik, çünkü bu topraklara göz koyan düşmanımız fazladır.’’

Gazi Mustafa Kemal Paşa (1923)

 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
copyrightedTüm Hakları Değirmen Ltd. Şti.' ne Aittir.